• Ben Kimim

    Anlamı Anlamlansızlaştırmak

    İnsanların genelde yanlış kıstaslar kullandıkları; iktidar, başarı ve zenginlik için çabalayıp bunlara sahip olanlara hayranlık duyarken yaşamın gerçek değerlerini küçük gördükleri izlenimine kapılmaktan kendimizi alamayız. Ama böylesi genel yargılarda bulunurken insan dünyasının ve onun ruhsal yaşamının renkliliğini unutma tehlikesine düşeriz. Büyüklükleri kitlenin hedef ve ideallerine tümüyle yabancı özellik ve işlerden kaynaklandığı halde çağdaşlarının takdirini kazanmış kimi insanlar vardır. Bu büyük insanları takdir edenlerin yalnızca bir azınlık oluşturduğuna, çoğunluğun bunların farkında bile olmadığına inanma eğilimine kolayca kapılırız. Ancak bu, insanların düşünceleriyle eylemleri arasındaki uyuşmazlıklar ve arzularının çeşitliliği yüzünden, o kadar da basit olmasa gerek.*  Çabucak inanma arzularımızın şekillendirdiği yapılarımızın toplumsal alanlardaki yansımalarını düşünmeden hareket ederek yaptığımız olay ve olgularda da görmüyor…

  • Sonun Başlangıcı

    Sonun Başlangıcı Part 3

    Aklımızın her daim yerinde olmadığı zamanlarda yazılan yazılar misali devriliyor; kelimeler birbirlerini kovalayan kedi- köpek edasıyla izliyordu. Yaşam dediğimiz şey bir kedi- köpek kovalamacası da değil mi aslında, ya da “tiyatro da bütün olayların sahne dışında geçtiğini, sahnede olanların sadece oyuncular tarafından nakledildiği”** bir trajedi mi? Aslında bunların hepsini yaşamayan birine hayat nasıl gidiyor sorusuna benzer.  Benim adım Sermet Portakal, bilirsiniz belki de. Hayat nasıl gidiyor sorusu kendime sorulduğunda yaşayan birisine sorun cevabını her daim vermişimdir ve bundan dolayı gururlanmışımdır her zaman. Serüven daha yeni başladı, hızla koşulan yüz metre sprint koşusu gibi geçen hayatın rüya gibi olacak kısımlarını ne zaman göreceğim konusunda bir muamma yaşıyordum kendi içimde. Zamanın acı sancısı…

  • Sonun Başlangıcı

    Sonun Başlangıcı Part 2

    Açıklama gereksinimi duymadığımız zamanların üstesinden gelemediğimiz şu üç günlük dünyanın paçalarından sallanan nefret ve kin dolu düşüncelerin zifti yapışıp kaldığı yollarımızda, nefesimiz kesik, duygularımız ıssız, düşüncelerimiz yitik vaziyette dönüyoruz dünya ile birlikte. Anlaşılması güç cümleler gibiydi varoluşsal sorunlarımız, belki de bir musalla taşının önünde ellerimizi bağlayıp boynumuzun büküldüğü anların toplamı gibiydi. Hiç bilmediğimiz kaldırımlarda sallantılı adımlarla yürürken kelimelerin kifayetsiz kaldığı anları yaşayan bir bilmecenin başlangıcıydı bu devinim. Başlangıç ve bitiş ile işim olmadı bu zamana kadar. Belki de bu zamana kadar hiçbir şeyden habersiz ayak sürdüm bu topraklarda. Düşüncelerim beni bir çöl kuraklığına mı sevk ediyordu. Yanlış bir soruyla doğruya ulaşmaya mı çalışıyordum. Tam da bu zamanlarda derya bulutunu kucaklayan, kimliğinden…

  • Sanat Gerçekten Seks İçin Midir?
    Ben Kimim

    Sanat Gerçekten Seks İçin Midir?

    Sarı ışıkların süslediği akşam üzeri fiskos masasında harekete geçen devlerin dansı misaliydi kafamın içi. Sonu hep devrik cümleler ile başlardı yazılarımın büyük çoğunluğu. Az önceki cümle de gördüğünüz gibi cümlelerle devrilen hayatlar ve hayaller. Önümde inceden tıkırdayan bir dolabın sesi sağımda hiç görmediğim kitapların dansına eşlik eden bir ressamın  sahnesi. Kalemiyle, tuval edindiği duvara eşsiz dokunuşlarını resmederken aklının içinde geçen bin bir türlü düşünce ve onu hissetmek isteyen insanlar. Hep söylenen bir söylem! Tekrarı olmayan sahneler yaşattı ruhumda. Aslında tekrarı olmayan bir sahne yoktur. Kendi kafamızın içinde tekrar ettiğimiz binlerce görüntü vardır. Bu görüntüleri nev-i şahsına münhasır yorum ile tuvale aktaran insanlar dünyayı kurtaracak belki de. Bu aralar herkes dünyayı…

  • Sonun Başlangıcı

    Sonun Başlangıcı Part 1

    Sabah güneşinin ilk fokurdanışıyla başlamış, bir ömür gibi geçen dakikaların sonunda gözlerimi açtığımda kendimi her zamanki yoksunluğum da  bularak yatağımdan kalktım. Gözlerimden akan uyku seremonisi belki de yaşadıklarımın özetiydi. Her gün yaşamak olduğum yaşamak istemediğim hayatım beni bir boğuşmaya sevk ediyordu. Taa ki yaşadıklarım o gecenin yaşanmasıyla değişti. Hepimiz yaşadıklarımızın ağırlını taşıyoruz bu dünyada, kimi daha ağır, kimi daha acı, kimi daha umarsız… Ama hepimiz bu hayatta bir şeyler yaşıyoruz ve kaybediyoruz. Kaybettiğimiz günlerin acısı  nefesimizi; keskin bir çığlığın duyulmasıyla seslerin kesildiği anlar gibi kesiyordu.. Hiç birimiz o anları hatırlamak tekrar tekrar yaşamak istemeyiz lakin kendi içimizde yaşadığımız yaşantıda o anları belki de defalarca yaşıyoruz. Eminim biliyorum sizlerde bazen hiç…

  • Ben Kimim

    Öyle Bi Yerden Esti Geçti

    Kapısız bir güneşli sabahtan sesleniyorum sizlere. Güneş üstümüze ılık ılık nefesini akıtırken yazılan bir yazının dramatik öyküsünden bahsedeceğim. Sabahın ilk saatleriydi daha. Gözlerin altından okunan mavi-mor torbacıklar yorgunluğu hissettiriyordu tüm satırlara.Güneş her zaman ilk bahardaki haliyle bulutların arasından göz kırparak kaçamak bakışlarını atıyordu üstümüze. Derin bir düşünceye bulanmak için ne kadar da ideal bir ortam diye sorgulamamak için kendimi alamıyorum devinim halinde ilerleyen bu satırları yazarken. Kulağıma çalınan bir Cem Karaca şarkısı, aklımda mırıldandığım bir Ali Lidar şiiri, belki de Murat Menteş romanlarında geçen herhangi bir karakterin yansımasını görüyordum böyle anlarda üzerimde.  Bütün bu betimlemeler, anlatılar belki de çok sıkıcı gelecek veya hiç okumayacaksınız. Benden daha kötü yazı yazanı da…