Sonun Başlangıcı

Sonun Başlangıcı Part 2

Açıklama gereksinimi duymadığımız zamanların üstesinden gelemediğimiz şu üç günlük dünyanın paçalarından sallanan nefret ve kin dolu düşüncelerin zifti yapışıp kaldığı yollarımızda, nefesimiz kesik, duygularımız ıssız, düşüncelerimiz yitik vaziyette dönüyoruz dünya ile birlikte. Anlaşılması güç cümleler gibiydi varoluşsal sorunlarımız, belki de bir musalla taşının önünde ellerimizi bağlayıp boynumuzun büküldüğü anların toplamı gibiydi. Hiç bilmediğimiz kaldırımlarda sallantılı adımlarla yürürken kelimelerin kifayetsiz kaldığı anları yaşayan bir bilmecenin başlangıcıydı bu devinim. Başlangıç ve bitiş ile işim olmadı bu zamana kadar. Belki de bu zamana kadar hiçbir şeyden habersiz ayak sürdüm bu topraklarda.

Düşüncelerim beni bir çöl kuraklığına mı sevk ediyordu. Yanlış bir soruyla doğruya ulaşmaya mı çalışıyordum. Tam da bu zamanlarda derya bulutunu kucaklayan, kimliğinden habersiz, kor bir ateş gibiydi iç çekişmelerim. Kafatasımın içindeki canavar cengaverin yarattığı çığlık, engebeli ruh halimde, sırtıma yüklenen dünyanın yükünü arttırıyordu. Kim bilir abartıyor da olabilirdim. Süslü ucu açık cümleler gibi sıralanır belki de yaşantım satırlara. Yaşamadıklarımı yaşıyormuş-casına yol alıyordum aklımın bilinmez girdaplı odalarında. Acaba gerçekten yaşıyor muydum? Yaşayan birine yaşayıp yaşamadığımı mı sormam gerekti, bilmiyorum. Tüm bunları hissederken kalabalık yalnızlığım karşısında malumatfüruş tavırlı kimselerin oluşundan artık rahatsız bile olmuyordum.

Bazen yıllar geçer her şeyin üstünden ve kendini unuttuğuna inandırırsın. Unutmak ve inanmak birbirlerine uyum içinde yarattıkları zıtlık, çehremizde yeni yolculuklar yapmaya zorluyor. Eninde sonunda bir gün geliyor ve sonunda sadece fotoğraflar kalıyor. Hayat bu. O kadar kısa ve değerini yitirmiş ki değer yüklemeye çalışmak bile bir angarya gibi geliyor.

Karanlık sona erdiğinde güneş gözlerini bizlere gösterdiğinde tekrar içimizdeki kıpırtı kendimizden geçiriyor. Tıp ki bende olduğu gibi tam bu zamanlar. Sonra bir kadın giriyor hayatınıza. Kadın. Ne büyük ve derin bir öykü. Siz hiç sevdiniz mi? Sevmek nedir biliyor musunuz? Aşkı soramıyorum bile. Korkuyorum. Söylesene ya susma! Aşk yaşadın mı? Aşk! Söylemesi çok kolay ama kendisinin derinliğinden korktuğunuz aşk! Yaşadığınız garip durumlar siyah ve beyaz kadar keskin ki bir anlam yüklemeye çalışıp mutlu oluyormuş-casına boy gösterme çabalarınız sizi yormadı mı? 


Lakin bildiğim bir kaç bir şey var. İçinizin içinize sığmadığı anları hepiniz bilirsiniz. Ayaklarınız yerden kesilir. Mutluluktan havaya uçarsınız. Tüm eksantrik olayları yaşamışsındır işte. Ben hayatım boyunca böyle şeyler yaşamadım. Zaten uzayın derinliklerinde eksik kalmış hatıralarım mevcut neyim tam olabilirdi.  Ama hatırladığım bir şeyler var. Unutmaya çalıştıklarımdan çok hayatta olduğum sürece aklımın her köşesinde var edeceğim şeyler bunlar. Sesimin çatallaştığı, ayaklarımın üşüdüğü, zihnimin kontrol dışında olduğu, korkularımın, endişelerimin saf dışı kaldığı, gözlerimin titrediği anlarım oldu benim. İlahi bir komedya sergiledim kendi kendime. Herkesten habersiz o kadar gizli ve içten ki o anlarım, bir gören olsa sevmenin kutsallığına beni de inandır diye seslenirdi. Ben tüm bunları sizlerin okuduğu, aşk romanlarındaki gibi betimleyemem ve sizlerin empati kurmasını sağlayamam. Bu gibi durumlar konuşulurken köşeme çekilirim, sessizliğimle severim.

Bir kadını sevdim henüz üzerinden çok geçmedi ve geçmeyecek. Bir kadın sevdim, onu herhangi bir kalıba sokmadan, ismi olmadan, sesi kulaklarımda çınlanan, yüz hatları gözlerimin önünde canlanan bir kadın sevdim. Kadın! Gizliden ve öylece derinden. Kulağımda yankılanan Cem Karaca şarkılarından kesitler geliyor;

Odam kireç tutmuyor
Kumunu karmayınca
Sevdan baştan gitmiyor
Sarılıp yatmayınca.

Aklım yitik bir şekilde savruluyorum. Ama olsun dünyanın bir yerinde bir ülkesinde bir şehrinde benim haberim de olmasa gülümsemesiyle mest etsin dünyayı, her şekilde hoş gamzelerini kendime yuva ettim ve orada kalmanın umudunu besliyorum girdaplı hayatımda.Başlangıçları ve sonları sevmediğimi söylemiştim. Ben bugünlerde yaşıyorum, bugün seviyor, bugün özlüyorum. Ve İnanıyorum ki bugünler hiçbir zaman bitmeyecek. Ve yine inanıyorum ki dün ile yarını düşünseydim bitecekti. Belki de kendi hissiyatımı özetlemek istersem;

Ben seni seviyorum ve sanırım toplum buna hazır
Umurumda bile olmaz nükleer denemeler
Bıraktım Nietzsche’yi Kant’ı kafam hiç karışık değil
Ruhum en güzel yaşında ve sen yeterince büyüksün
Kitaplarda tanıdığım tüm kadınlardan güzelsin.

Özetlemeyi de sevmem ben sadece Ali Lidar’ı anmak istedim. Ben seni seviyorum ve toplum hazır olsa da olmasa da. Ben sevgiye inandım, sevgi sırtını dönmez  ve bir gün bulur beni.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir