Sonun Başlangıcı

Sonun Başlangıcı Part 3

Aklımızın her daim yerinde olmadığı zamanlarda yazılan yazılar misali devriliyor; kelimeler birbirlerini kovalayan kedi- köpek edasıyla izliyordu. Yaşam dediğimiz şey bir kedi- köpek kovalamacası da değil mi aslında, ya da “tiyatro da bütün olayların sahne dışında geçtiğini, sahnede olanların sadece oyuncular tarafından nakledildiği”** bir trajedi mi? Aslında bunların hepsini yaşamayan birine hayat nasıl gidiyor sorusuna benzer.  Benim adım Sermet Portakal, bilirsiniz belki de. Hayat nasıl gidiyor sorusu kendime sorulduğunda yaşayan birisine sorun cevabını her daim vermişimdir ve bundan dolayı gururlanmışımdır her zaman. Serüven daha yeni başladı, hızla koşulan yüz metre sprint koşusu gibi geçen hayatın rüya gibi olacak kısımlarını ne zaman göreceğim konusunda bir muamma yaşıyordum kendi içimde.

Zamanın acı sancısı yüreklerimizde bir dağlama pozisyonunda çalışırken bir yandan da kendi hayatımızı dünyanın çevresinde döndürüyoruz. Ben hiç bir zaman kendi hayatımı dünyanın çevresinde döndüremedim. Zaman devriliyor, saatler bir boğuşma halinde ilerlerken hiç beklemediğiniz yerden vuruyor dünya size yumruğunu. Sarsılıyorsunuz, köşenize çekilip iç çeke çeke ağlıyorsunuz. Kaybettiğiniz bir çok şeyi her gün yaşıyorsunuz kendi köşenizde. Bazen ağlamanın tadını ezberliyorsunuz. Kendinizi kaybediyorsunuz ve bu kabusun geçeceğine kendinizi inandırıyorsunuz. Karşınıza çıkan engeller karınca kadarken üstünden deve iken atlayamazsınız. Ben Sermet Portakal, daha öncesinde de belirttim sizlere bu kaotik hayatımda veya kendi tabirimle azaphanemde duvarlarıma çentik atarken  bir rüya yaşıyorum ve bu rüya beni azaphanemden mavi denizli kumsallara götürüyor.

Günler ilerledikçe hayatımın buz kaplı duvarları bir bir eriyordu. Ben Güzel Kadın’ı bildikten sonra rüyalarım onsuz geçmiyordu. Her an ve her dakika özlemin kokusu burnumda sızlıyordu. Onunla geçirdiğim anların toplamı hayatımın tamamına denk sayılabilecek nitelikteydi. Rüyalarımızı da beraber yaşıyorduk, hayat standartlarımı arttıran ve beni adam edecek Güzel Kadın her gün yaşantıma yeni yönler veriyordu. Beni bambaşka bilmediğim bir kumsala götürüp mavi denizin tadını bana yansıtıyordu. Göğsümde yatırdığım dakikalar kalp atışımın hızlarını benden daha net bir şekilde kulaklarında canlandırıyordu. Elimin sıcaklığını, heyecandan titreyen bedenimi, nefesimin hızlanışını benden daha iyi biliyordu. Bana gözleriyle gösterdiği rüyayı hiçbiriniz bilemezsiniz.

İnsanın  kafasının içindeki canavar neler yaşatır bilmezsiniz. Benim kafamın içindeki canavarın bana yaşattıklarını bir bilseniz zaten Sermet Portakal’ı anlamanın gerçekten zor bir şey olduğunu anlardınız. Anlamlarımız zaten anlamsız. Güzel Kadın o gece kumsalda bana gözlerinde bir rüya yaşattı o rüya gerçekliği tamamen seriyordu yüreğimin tam merkezine.

O an Güzel Kadın’ın gözlerinde bana yaşattıkları tam bu şekildeydi; onu gördüğüm ilk an kocaman bir kalabalığın içinde birbirimize sarıldığımız an ikimiz içinde özeldi. İkimizde çok heyecanlıydık. Bunları gözlerinde gördüğümde hala heyecanım devam ediyor. Kalbinin boğazında attığını hissediyordum. Ve gözlerinin parlaklığından ben hayatımda böyle bir şey yaşamadım der gibi ışıldıyordu. Birbirimize bakıp gülüyorduk. Bana dur diyor. Dur! Öpüyordu beni kırmızı dudaklarımdan, bana yaklaşırken nefeslerimizi hissederken kalbinin çıkacağını düşünüyordum. Birbirimizi öpüyorduk etrafımızda kalabalığa aldırış etmeden ve ikimizin de aklından geçen o an da tek kelime vardı belki de. İşte bu muazzamdı.

Güzel Kadın, beni bu duygularla beslerken, bu güzel anlarla yıkarken ben hayatımda böyle bir şey hissetmediğimi yineliyordum. Tökezlediğim günlerden, eşsiz güzellikteki günlere ve maviliklere götürüyorduk birbirimizi. Son anda dudaklarımdan süzülen bir cümle her şeyi özetliyordu; başlangıcı mı yaptım, sonunu görmek istemiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir